10 Temmuz 2014 Perşembe

27 comments

Erkek kadın farkı nedir? Kocimle benim farkımdır.

Erkelerin şu duygusuz tavırlarına ya da güç gösterilerine sinir oluyorum.En çokta şu sıralar kocama gerçekleşiyor bu eylemim. Erkeksin arkadaşım sen,insanlığın ayrı bir versiyonu ya da bir üst mevkisi filan değilsin.

Dün Nuh'u izliyoruz.(Mutlaka izle Nuh filmini)
Ben elimde mendil öhöööö öhöööö diye ağlıyorum.Arada yorumlar yapıp -ayy adam canın çıksın,gebermedin meret filan diye tepkiler gösteriyorum kötü karaktere.Kocama döndüm batım ,tık yok.

-Aşkım filmi mi beğenmedin?
-Yooo çok iyi bir yapıt
-Hımm yorgunsun o zaman
-Yooo 3 saattir oturuyorum,ne yorgunluğu
-O zaman aklın burada değil demi kocacım?
-Aklım şu anda tam olarak burada.Ne saçmalıyorsun sen?
-Hımm filme tepki göstermedin de
-İzliyorum ya
((Ayy ne müthişş! İzliyormuş ya! büyük nimet gözünün filmi görmesi asd))

Saat 23.00 Latte arası
-Hüpp aşkım uff ağzımı yatımm.Ay çok sıcak,yavaş iç
Hüüüüüüüüüüp (Fincan yarı oldu neredeyse) Gözlerim kocaman açıldı.Ekşiyen üzgün suratımla dayanamayıp sordum :
-Yandın di mi aşkım
-Yooo sıcaklığı gayet iyi

Saat 24.00 yatak odası:
-Öff çok sıcakk,çatlicammm
-Pike nerede karım?
-Hönk! Aşkım do do dolapta.
-Pikesiz uyumadığımı biliyorsun,ayrıca kapıyı kapat.Çocuk hasta olacak.
Dayanamayıp oda sıcaklığına baktım 27 derece :)

Gece 03.00 İdilin ağlamasıyla uyandım.Altını değiştirdiğim sırada sıçtı ve feleğim şaştığı sırada uyandı Kociş.(Ben bu arada üstüme sıçtığından kahkaha krizindeyim)
-Ne oldu ?
_üstüme sıçtııııııııııııııııııı
-Altına bezini niye sermedin
(Gülmüyor!)
Çocuğu alıp yıkayıp getirdi. Altını bezleyip memeni ver dediği anda bende gene gülme krizi vardı.Memeni ver ,komik bir şey değil mi yahu?
Çocuğu bırakıp arkasını dönüp uyudu.
Son sözü :-Deli deli gül ancak,gül gül gül...
Yükselen horlama....

18 comments

Aşk,Hayat,Umut,Acı,Gülmek Mim Olayı.

Ay hadi milli oldum şu Mim olayında da ,hayırlı olsun.
Beni milli eden yetişkinlere masallar blogunun sahibi Alis'cime Sonsuz sayısız eşsiz teşekkür ederim.
O benim bebekim <3 Teşekkürü unutma eşşekliğimi affedeceğine de eminim hani ;) asdf
Hu huuu Alisss?
Oldu muuu ?

Nasıl yapıldığınıda bilmiyorum,beceremeyip sıçarsam tuvalet kağıdınızı uzatırsınız.

1)Aşk :

Evlat aşkım İdil. Yaradan aşkım Allah. İnsan aşkım C....
Benim için aşk kavramıysa :gördüğüm yada hissettiğim anda heyecan yaratan,onun için her şey yapacak kadar değerli olan,kalbim kadar yakın hissettiğim.
Aşkım çok ama kavramım tek heheyyyy !

2)Hayat :

Bitmeyecekmiş gibi hızlıca tüketilen şey.İnsanlar için gelecek planlarıyla geçmişin pişmanlıklarıyla şimdinin yaşanmadığı kavram.
Allahtan carpedien yaşarım <3 Anı yaşa demektir bu kavram.Yaşam =şu saniye sana tık tık yapıyorum mim sorularım ;)

3)Umut:

Benim umudum mesleğim yaa...Bir gün gazetecilik yapabilmeyi diliyorum.Neden diyeceksin?Neden ille de o.
İnsanlara gerçek bir şeyler vermek isterdim.Medya patronlarının  ideolojilerini yazmak değil kastım,ya da birilerinin kucağına oturup bir yerlere gelmekte değil.
Biliyorum çok zor bu ülkede...
Ama sen umudu sormamış mıydın? ;)

4)Acı:

acı dendiğinde benim aldatıldığım gün gelir aklıma.6 yıllık çıktığım herif adaşım bir hatunla aldatmıştı beni.Kıza -Heeey onla ben çıkkıyorum he dediğimde kız bana
-Uyurken çok tatlı ,hele banyodan çıktığında cevabını vermişti.He bir de 2 aydır çıkıyomuş pezevenkle asdf (:
O telefon başında eridiğimi hissettiğimi hatırlıyorum. Bence en büyük acı bir insana olan güveninin sertliğinin sivrilip kalbini delmesidir.
 Allah acı vermesin yaa...Ama en son yaşadığım acı o idi.

5)Gülmek:

Dün gece İdil'in poposunu havaya kaldırdım ki cart diye üstüme sıçtı.3 aylık çocuk gibi değil babam gibi osurarak yaptı bu eylemi .Beni görmeliydin korkudan kendimi duvara çarpıp şokla bir kaç saniye bebeğe bakakaldım.
Bu kızın götü babam çekmiş. (:
Gülmek diyince aklıma kızım geliyor yau ;)

Aaa Jeniferin götü var NR1 de.Bu kadın bu götü neden sigortalatmış yaa asdfg.Şu anda erkelerin zevksizliğine gülüyorum. Kasımpaşadaki teyzelerin götlerine benziyor Jeniferin şimdiki götü ,niye kaldırdılar ki o götü ASD.


Mim işinden anlayanlar yorum yapabilir.Olmuş mu?

Maviye İz Süren'i mimliyorum. Mimlere baktım illede bir isim yazılıyormuş.
Alis dıııt!eksiksin kuzum!
öpüklerim

9 Temmuz 2014 Çarşamba

14 comments

Hayvan seven İnsan sever ...Biiip!Yanlış.

Aile bağı herkesin bildiği gibi en güçlü bağ değildir bazen.Ben bunu nereden mi biliyorum? Salak olmayan bir çok insanın çözebileceği bir şey ama benim örneğim anneannem.
Hayvanları seven insanları da sever diyenlere koca bir kazık sokmak istiyorum.Milleti böyle kandırmayın be! Zayıflama ilaçlarındaki reklamlarının ,o ilaçları kullandığını düşündürdüğünüz kadınlar kadar ya da seks hatları reklamlarındaki süper model beklentileri kadar ucubece bir yanılgı bu. Anneannemin 6 çocuğu ve hayvanları var mesela.
Beyaz kedisi pamuğu dudağından öperken gören annemi izledim..Ailenin bir ferdi gibi evin içinde dolaşan anneannem hiçbir çocuğuna o kadar anlayışlı davranmamıştır bence.’Bırakın hayvanı,karışmayın bir taneme’diyen hayvana nefret tüm evlatlar tarafından giderek büyüdü.Süt sağıldığında ilk iş o kedinin kabının yıkanması ve sütün tadına ilk o kedinin karar vermesiydi mesela.Süt nedir ki diyeceksin! O kadar basit bir şey olsa babam köy kaymağını özledi diye izinsiz aldığında evden kovulmazdı.Bir kaymak yüzünden 7 yıl boyunca il sınırına giremedi,düşünsene! Annem öfkesini tutamadı en sonunda kediye karşı,uçan tekme savurduğuna tanık oldum.Ağzım döşüme düşmüş vaziyette ‘’aman tanrım’’dedirtti.Annem cidden iyi yürekli bir kadın çünkü karıncaları bile ezmemek için yolda zıplayarak yürür ama içine nasıl bir kıskançlık kaçtıysa artık jackie chan’ın kendisinden ders alabileceği forma kavuşmuştu.
Pamuk onurlu bir hayvan çıkıp evi terketti ya da börgüne aldığı tekme darbesiyle iç kanama geçirip bir yerlerde ölüp gitti.bu sorunun cevabını hala bilmiyorum ama eve dönmedi. Anneannem gecelerce günlerce kapının önünde ‘’pambuk kızım’’diye beklediyse de ne bir pati sesi duyuldu,ne de beyaz tüy yumağına benzer bir şey o kapıda göründü.Fareler hiç o kadar neşeli olmamıştı,farelerle dans eden bir anneye sahip olmak mı? Onun garipliğiyle bırakın beni.
Bir diğer sevgi lülüye idi.Lülü beyaz ,tipsiz ,götünde yapışık bokuyla gezen bir horoz.Çok ciddi ve asli bir görevi var,evdeki tüm tavukları becermesi.horozun kabadayılığından geçilmiyor yeminle götünü öyle fena kaldırmışlar ki beni bile kovaladı.Yok yani ,beni evin delisi görürler ya hesapta;bana bile diklendi demek istiyorum.Gördüğü aslan parçası muamelesinin sonucu olarak bunu da normal karşılayarak elime sopayı alıp ‘’sen misin yiğit ben mi’’diyerek düştüm peşine.Bahçenin yarısında anneannemle karşılaştık.’’Senin gücün ona mı yetiyor be deyyuzun dölü’’diyerek bu defada o düştü peşime.eline geçirse hırma hış edecek,kadının gözünü kan bürümüş bildiğin.Korkudan çıktığım ağacın tepesinden hava kararıncaya kadar inemedim.
Ertesi gün,kahvaltıdan sonraki çay arasında anneannem bana nispet yaparcasına ‘’Yiğidim,aslanım,evimin erkeği,kapı dierği’’gibi lafları horozun ibişini severken dayımın bakışlarına denk geldim. O horozun yerinde olmak için dünyayı yakabilirdi eminim.Anneannem dayımın kafasını hiç okşamamıştır,çocukluğunu bilmiyorum ama o zamanda paso dövüyormuş zaten.Öyle fesat,öyle delici bakışlardı ki.Eh hayatı boyunca annesi tarafından duymadı,nasip olmadı garibime ne etsin?anneannem durup dururken beni kovalamaya başladığında ,iç güdüsel olarak kaçtım.Ne yaptığımı söylemiyor,sadece at gibi arkamdan koşuyordu.Asmalara kadar kaçıp saklandığım.Korkudan büzüşmüş uyuyakalmışım oracıkta.Kardeşim bulduğunda bir yandan gülüyor diğer yandan bana ‘’Lülünün kıçındaki tüyleri sen mi kestin’’ diye soruyordu.Cidden kesmemiştim,anneannemin kovalama sebebini de o noktada öğrendim.Boşuna kovalıyormuş beni,yapmadım ki!
Eve döndüğümde herkes alttan alta gülüyordu.Lülüye gidip baktım,ne erkeklik kalmış ne karizma.Meğer tüm sır o kıçındaki tüylerdeymiş ya! Tavuğa dönmüş bildiğin,hadım olmuş.Lülü hiçbir zaman eski günlerindeki gibi böbürlenerek gezemedi civarda.Ben anneannemden gizlenip civarı izlerken dayımın horozu izlediğine denk geldim.Onun o tüyleri kestiğiniyse izlerken aldığı zevkten anladım.
Bir de Fırtınamız var ki dillere destandır bu inek. Memeleri her gün vazelinle yumuşatılır,kıçına yapışan pislikler yumuşak fırçayla temizlenir,ahırı sabah-öğle-akşam temiz mi diye kontrol edilir.Sabah 5de sürüye katılım saati vardır ineğin,ister inan ister inanma köydeki yatma kalkma saatleri buna endekslidir. Yani o çıkıp otlayınca biz gözümüzden uyku aka aka,ayakta rüyanın kalanına devam ederken kahvaltı yapmak zorunda kalırız.
Uykuya düşkün teyzem sigarasını arka arka yakarken (inekler dönmeden evin temizlenme görevi zamanı yani) bana ‘annem şu inekler kadar bizi sevmiyor abla’demişti. Üzgün bir havayla söylediğinden kendimi parçarcasına gülemiyordum ama gerçek buydu.Evde varız 10-12 kişi,yatıyoruz inek gelme saatinde kalkıyoruz ineğin gitme saatinde ama ne yapacaksın işte.
Anneannem bizim hiçbir özel günümüzde yanımızda olmadı.Yok yani bunu beklemiyorum cidden ,haddime de değil. Daha bir gün evimizi aramışlığını bilmem.Annem evlatlığından ötürü arayıp yaranmaya çalışıyor paso.İyi evlat olmak için elinden geleni ardına koymuyor.Yalnız annem mi kalan 5i de aynı.Anneanneme yaranmak için 9 takla atıyorlar. Ama ne oluyor? Yiğit aslan bir horoz,memelerine kurban olunan bir inek,gözden sakınılan bir kedi kadar olamıyorlar.
3 gündür aynı rüyayı görüyorum ister inan ister inanma.Anneannemin arkasında Lülü,pamuk ve fırtına ,benim ardımda Bergüzar çiçekli bir yolda yürüyoruz. Boklu lülü Bergüzarın üstüne atlayıp onu becermeye çalışıyor.Lülüye bir tekme çakmamla anneannem üstüme atlayıp beni boğmaya çalışıyor ve ben kan ter içinde uyanıyorum.

Rüyamda boklu Lülü ve anneannem varsa kesin başıma bir şey gelecek.Belki de gelmiştir,belki ben çocuklarına sevgi göstermeyip bu sevgiyi hayvanlarıyla yaşayan anneannemeden genetik kod geçmiştir.Hayırlara inşallah..

7 Temmuz 2014 Pazartesi

23 comments

Deistim çünkü ..

Her deistin bir hikayesi var ana babalar...
Benim hikayem 4 kitabın mealini okumamla başlar...
Her kitap birbirinin devamı gibidir ve nedense inen kavmi yada topluluğu üstün ırk haline dönüştürmüştür.
Ha bir de hiç biri peygamberin kendisi tarafından yazılmamıştır.Yani aslıda peygamberlerin hepsi kitapsızdır ve 100küsür peygamber vardır.

Sorular soracağım kendi içinizden cevaplayın.Ben kendimce cevaplar yazayım ok?=

1) Alevilik-sünilik-hanifilik cart curt uzar gider...Hz Muhammet hangisi?
Cevabım=> Basit mantıkla gidersek Hz Ali Hz Muhammedin amcasının oğlu.Dolayısıyla Alevi .
Asıl cevap: O dönemde mezhep yokken neden götten uyduruldu ve bunlara uygun ibadet şekilleri geliştirdi?

2)Kuran-ı Kerim kim tarafından çıkarıldı? Neden?
Cevap:Sanırım o dönemde Hz Muhammet çok yoğunmuş,malum 9 evlilik bir de devlet işleri filan.Çıkarmaya zaman bulamamış.
.Asıl Cevap:Kuran kitap haline dönüştürülmek istenen bir yazıt değil,yaşam şekline dönüştürülmesi gereken bir yapıt olmalıydı ki Hz Muhammet çıkarmadı! Fikrini peygamberden daha üstün tutan insanlık (Ebu Bekir toplattırır,Osman çıkarır) Kuran'ı kitap haline dönüştürür.

3)Sünnetler zorunlu mu?
Bu konuda verdiğim tek örnek şu: Hintli bir yengem var ve pilavı eliyle yiyip misvakla dişlerini temizliyor. Sebebi sünnet. Hz Muhammet zamanında kaşık olsa sence sünnet olur mu olmaz mı?Yıl olmuş 2014 hacı neden 600 lü yıllarda yaşar gibi pilava parmakları sokucan? İğğ...

4)Kutsal Kitabı kim yazdı?
Sorarım sana kim? Okuduysa bilirsin. Hz Muhammedin davranışlarını görenler yardım etti,sözleri geçti kitaba vs..Sonuçta insan aklıyla yazılmış bir şey ne kadar değiştirilmemek istense de azıcıkta olsa bir değişikliğe uğramamış mıdır?

5)Neden erkekler boş ol deyince nikah düşüyor (: Neden kadın şahit olacaksa 1 değil 2 şahit gerekiyor?
Cevabım:Hani kadın köle değildi.Hani insanlar eşitti? Allah kadınları yarım mı görüyor da bir kadının şahitliğini saymayıp ikincisini istiyor?

6) Zina yasak ve cehennem işidir. değil mi ? Al buradan yak
Hz Muhammet 9 kadına sahiptir.4ü ile evli 5i ise cariyeliğidir.
Yani?Zina değildir! Cariyeliğidir.




19 comments

HBV günlük (Demet'in aids oluşunu öğrendiği gün)

Konyada bir oda arkadaşım vardı ismi Demet. Demet böyle kütlece iri yarı,bodrumlu ve çok alımlı bir kızdı.Allah alımından çalımından almamış ama beyninden bir parça almış olmalıydı.
Beni farklı bulmuştu o günlerde Demet. Kırmızı saçlarım,garip takılarım filan cazip gelmiş ,arayı iyiden iyiye kurmuştu muhabbetleriyle işte.

Ben 2 kişilik odada tek başına yaşayan biriydim.Yurtta çok kalmayacağım için yanıma kimseyi almak istemiyordum ,kimsenin yalnız kalmasını istemiyordum.Kendimi yalnızlığa hapis ediyordum çünkü yurttan gittikten sonra kimseyi yarı yolda bırakmak istemiyordum.

Demet kantinde ,girişte orada burada hep ama hep arkamdaydı.Durmadan bara gidelim mi,kahve içelim mi,yemeğe birlikte çıkalım mı gibi bizi aynı masaya oturtacak tekliflerle geliyordu. En sonunda karşımdaki yatağı da aldı allem edip kallem edip.Neyse...

Bana kan kardeşlik teklifi ettiğinde gözlerim büyümüştü.Çocukluk be kan kardeşliği düşüncemle onu geri ittim.O zamanlar da güvenemiyordum hastalığımı söyleyecek kadar.Gel zaman geç zaman çok ama çok sevdim Demoyu.Aman be allahın bildiğini kuldan mı saklayacağım diye ;biraları yurda gizlice soktuğum bir akşam açılıverdim ona.
((PS: Bira beni çarpmaz,etkilemiştir diye sakın günahımı alma ramazan ramazan asdas.))
Neyse...Hastalığımı söylediğimde ondan beklediğim anlayışı gösterdi Demet.Olabilir tabi,sen çok bilinçli bir hastasın,çok iyi bir insansın falan filan bir sürü ıvır zıvır söyleyerek yanımda olduğunu hissettirdi.

O günden sonra banyodaki diş fırçasını banyoda tutmamaya başladı .İçim fesat değil ki ,dikkatli bir insan da hiç olmadım.Anlamadım yani ilk zamanlar.Gel zaman geç zaman bir baktım kız çantasından fırçayı çıkarıp çantasına koyuyor. Rahat etmesini istediğim için banyoya neden koymadığını sordum ve o
:Ayys canım ya ,alınma ama dişlerin kanarsa oradan benim fırçama değerse bende hasta olurum.Ama yanlış anlama sakın olur mu ? dedi.
Kalbim çok kırıldı elbette ama önce can sonra canan yani.Arkadaşım kalbimin kırılmasından önce kendi sağlığını düşündü ve evet düşünmeliydi de ne kadar gerizekalı bir yöntem geliştirmiş olsa da.
Hastalığımı söyledikten sonra asla aynı bardaktan su içmedi(normalde atlıyordu her bokuma ,ister istemez dikkatimi çekti),verdiğim kapalı keki bile gizli sandığı bir anda çöpe attığını gördüm.
Önemsemedim demeyeceğim önemsedim lan.Tuvalete girip saatlerce ağladım.Çenemi tutamadığım için kendime,hastalığım geçmediği için Allaha kızdım.
Tuvaletten çıkınca da Demet'e odayı ayırmayı teklif ettim.Dünden razıymış zaten.Bana
:Ayy evet tatlım ama boş oda yokmuş,olunca haber verecekler zaten dedi.
Az önce çıktığım tuvalete geri girip bir o kadar daha ağladım.Ben ağlarken o erkek arkadaşıyla buluşmaya gitti sonra da onun evine taşındı yurttan ayrılıp.

Demetle aynı fakültede olduğumuz için çok sık karşı karşıya geliyorduk. Önce gülümseyerek hal hatır sordu,sonra görmezden gelmeleri başladı ve son etap olarak da arkamdan fısır fısır konuştuğunu hissettim.
Kanıtım yoktu,çok ama çok üzüldüm ama elimden bir şey gelmiyordu.

Böyle yalnızlığımın tavan yaptığı günlerden birinde tanıştım Tattik ile.Tattik abartısız okulun en yakışıklı herifiydi.(Göt kalkıklığım olarak söyleyebilirim,ben hep okulun en iyilerini aldım ama ne yapayım şansım göt gibi,hastayım lan!)
Tattikle baktım işler ileriye doğru gidiyor,öpüşme arifesi yaklaşıyor.Hastalığımı söyledim.Terk ederse baştan etsin diye,ya da önlemini alsın aşı filan.Neyse...
Önceden HBV si varmış onunda ama geçmiş bağışıklığı tam!
Hal böyle olunca aramızdaki duvarları kaldırdık.Gelsin öpüklemeler,yiyiklemeler filan....

Demet ve arkadaşları bana mutluluk hak değilmiş gibi köşeden köşeden sinsice bakıyorlardı.Umursamadım,tesellim oldu Tattikle ilişkim.

Vize zamanı at gibi not toplamaya koşturduğum zamanlarda Tattikle Demetin tartıştığını gördüm koridorda.Bildiğim kadarıyla tanışmıyorlardı bile ama Konya adamın psikolojisinin amına koyar.Hele de vize,final zamanları herkes burnundan soluyordur.Yanlarına koşar adımlarla gittim bağırmalarını susturmak için.
Yanlarına varır varmaz ikisi de sustu ve Tattik elimden tutup beni götürmeye çalıştı o ortamdan.Bense Demete gülümseyip ''Özür dilerim Demo,sonra konuşuruz''dedim.
Tattik o dakika elimi bırakıp ''Sen mal mısın,mal taklitcisi mi''dedi.Ne olduğunu anlamadığımdan bön bön yüzüne batım Tattiğin.(Sanırım malım)
-Kız gelmiş senin hasta olduğunu,milleti tuzağa çektiğini söylüyor.Sen ondan özür mi diliyorsun PK!!
Beynimden vurulmuşa döndüm.Aklım durdu yemin ederim o dakika.Demete baktım ve kendimi tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Demet koridorda bağırdı
-Plaza sende hiç utanma yok mu,timsah gözyaşlarınla insanları hasta ediyorsun.Hiç mi insanlık kalmadı Kızıl Şeytan!
Hala bu laf kulaklarımda çınlar Kızıl şeytan.Ne ağır bir küfür be bu,neyse...

Ben o senenin vizelerine giremedim,İstanbula döndüm apar topar.Tattiğin telefonlarına cevap vermedim.Okulu bırakmak istedim ama annem ölüsünü görmemi söyleyince sike sike döndüm cenabet okula.Finallere de bir şey yapamadım vize notum olmayınca.Tüm dönemin derslerinden kaldım.Yani dönemim battı neyse...

Tattikle barıştım çok ısrar ettiğinden.Aslında yemin etmiştim ömrü billah kimseyle çıkmam artık diye ama Tattik zaten hastalığa bağışıklıydı,istisna gördüm onu (: Çıkmak istiyorum ya her şeyi rajona uygun yapıyorum neyse...

Tattikle baya bir çıktık biz.Okulu onunla bitirdim yani düşün. Demetse hep sinsi sinsi izledi bizi,umursamadım hiç.
İstanbula dönüp işe girdiğim sıralar Demet faceden ulaştı bana.Aslında direkt engelleyecektim ama 2.kelimesi yüzünden elim varmadı engellemeye.
=>Merhaba PLaza kaşarı,ben aids'im.
Beynimde karıncalanmalar olduğunu hissediyorum o dakikalarda.Şok yaşadım ama inanamadım ya böyle bir şey olduğuna.''Sen ciddi misin''yazdım.o sadece''Evet''yazdı.Nasıl ya ,böyle bir şey nasıl olabilirdi ki,im-kan-sız-dı!

İstanbulda olduğunu,cerrahpaşaya gitmek zorunda olduğunu filan söyledi.Yanında olmamı rica etti.Hiç düşünmeden kabul ettim.
Birlikte Cerrahpaşaya gittik.Yığın gibi bir kalabalık vardı ve bir adam elindeki listeden isimler okuyordu.İsmi okunan kağıdını alıp,bakıp oradan ayrılıyordu.Neyse...
İsimler okundu,okundu.Oradakiler ayrıldı,ayrıldı...Sadece biz kaldık.İsim okuyan bıyıklı bey isminiz dedi.Demet diye cevap verince siz içeriden alacaksınız sonucunuzu diye adam koridoru işaret etti.

O saniye benim bacaklarımdaki titreme İstanbulda beklenen depremden daha sarsıntılıdır eminim.Demet benim yanımda çok daha rahattı.Elimden tuttu ve dudağını hafifçe büzerek''sen de gel''dedi.Yanında doktorun yanına giremedim ama çıktığında ağlıyordu ve omzumu ona verebildim.Dayanamadım bende ağladım.
bilinmeyen hastalıklar ağlatır.Hele o ilk gün sancısını ben çok iyi bilirim.''acaba ölecek miyim,daha çok gencim''ruh haline bürünüşü. Sevdikleriniz siz öldükten sonra feryat eder ya ''daha o çok gençti''diye.İşte bu cümleyi siz kendinize kurar ''ölüm bana hiç yakışmıyor ki,daha yaşamam lazım''diye ağlıyorsunuz kendinize.

Doktor ikinci bir kez daha test istemiş ama sonuç pozitif.Ağlaya ağlaya labratuara girdiğimizde hemşire ikinci mi diye sordu.Demet ''evet''dedi. Hemşire belki 10 kat eldiven takınca dayanamadım''bence sen çok malsın be hemşire kadın,aids bir kolu tutup kan almakla geçmez be''dedim.''Sen çok biliyorsun''dedi hemşire.

Sustum.Kanını verdi Demet ve kapı önünde birer sigara yaktık.
-Ne olaca şimdi Plaza Kaşarı,ölecek miyim
-Yok ,ölümsüzsün.Aids olmasan sonsuza kadar yaşayacak mıydın Demet.Seni temin ederim öleceksin yani.
-Sen her zaman çok tatlıydın be PK.Hastalığımda o yüzden ilk seni aradım.
-Sende  bir kere tatlı ol Demet.Beni aradın çünkü ben Hepatit'im.Ben ikinci sınıf insan gibi bir şeyim gözünde.Bu hastalığı Plaza bilse bir şey olmaz diye düşündün.
...




6 Temmuz 2014 Pazar

14 comments

HBV günlük'üm (Hepatit B Günlüğüm)

Hayatta hiç bir şeyden utanmadım aslında,hastalığımdan utandığım kadar.Utanç verici bir şey görmek istemiyorum  ama gözümün içine içine sokuluyor ne yapayım? Hani kolumda bir yara olsa kolumu koparıp atarım ya da saçımdaki bir yanık olsa kesip atarım onu. Bir ilacı olsa içer kurtulurum ama değil işte be lanet olsun değil.

Ciğerimde bir hastalık bu,ciğerimi de söküp atamam ya.

Neden durup dururken hastalığını anımsadın be PK.
Gözümüzün önünden ayırıyor mu bu memleket yahu?
Nargileli götüme benzeyen bir reklam dönüyor. Hastalıklar nargileden geçiyormuş falan filan. Hastalıklar insanlara geçebilir ''hatta Hepatit b''olabilirsiniz diyor.

Gözüme iliştiğinde kumandayı alıp yere çaldım. ''Sikerim ejdadını lan bu reklamın metin yazarının,hastalıklar hatta hepatit b nargileden geçiyormuş.

Ba ba ba ba ba! orrrrospu çocuğuna bak sen!

Araştırma yapan biri değil,doktor değil,kimyager değil bunu söyleyen kişinin basit bir reklam metin yazarı olduğunu bilen var mı?
Bir de kamu spotu olarak yayınlanmış. Ne demek kamu spotu? Devlet destekli reklam...
Ulan yanlış bilgi veren devletinde desteklediği bir ülkede yaşamak zorunda kalmışım,benden daha götü kazıklısı var mıdır yeryüzünde?

Bitti mi? Bitmedi !

Bir serinleyelim diye havuza yazılmak isteyen bedenim koca bir sarsıntı yaşadı başka bir ötekileştirmeyle...
Benden 50 lira ve hepatit testi istendi. Sebep sorduğumda ise deriden geçen bir hastalık dendi :)
Kara ciğerden derime geçecekte oradan suya karışıp milletin derisine geçecek.
Hastalığım bile buna tenezzül etmez be.
Soktuğumun sisteminde serinleyemiyoruz bile.Hiç bir memlekette insanlar bu kadar alakasız horlanmamıştır eminim.

Ağlamayacağım ya.Ağ-la-ma-ya-ca-ğım!

5 Temmuz 2014 Cumartesi

15 comments

Altı üstü kadın

Pet kullanmak nedir bilir isiniz? Hani şu yaz gününün sıcağında götüne yapışan şeyden bahsediyorum. Gecesi olan,gündüzü olan,kanatlısı,kanatsızı.
Hissediyorum ki yüzünü eğdin,iğğğ iğrenç diyorsun. Asıl iğrenç olan ne biliyor musun? Allahın bu eziyeti senden muaf görmesi. Daha da beteri bu eziyetin her ayda bir haftayı rezil etmesi.

Makyaj malzemesini tattın mı hiç? Eminim rujun tadını merak edip bakmışsındır. Peki ya gözeneklerinin sesini duydun mu içten içe?
-Ağzına sıçayım sıfatsız karı,sürme o pudrayı allasennnnnnnnnnn
-Yo yo yo bari allık olmassssssssssssssııın
-Diğer dünyada suratın olarak seni öyle pis sikeceğim,kulakların rövoşata çekecek.

Sen hiç kendine temiz bir geçmiş bıraktın mı erkek?Kaç kişiyle çıkarsan çık yattıklarının sayısı gizli mesela.Eski çıktıkların karşına çıkarsa 
-Aman senden önce hep gereksiz adamlarla karşılaştım,sen en mükemmelisin egosuyla karşındakini doyurdun mu?

Seni sevmeden önce hiç kaç kişinin siktiğini sordular mı erkeğim,böyle adil bir soruyla karşı karşıya kaldın mı?

15 cm yükseklikteki topuklu ayakkabılar giyinip kendini güzel hissettiğin bir günde ,kalçaların üstünde tüm istiklal caddesinin fantazi patlattığını hissettin mi?

Ağzı fışkiyeli embiriyolar tarafından düşlenmek bok gibi hissettirir emin ol.
Ya da sıcaklanan havada üstünü serinletmek için açıp kapadığında,karşındaki adam memelerine bakmak için gözlerini dikti mi tsörtünün içlerine?O adamı dostum saymıştım ya ben,bakteri olan ben miyim?

Doğum sancısı,ev temizliği filan daha konuşacak çok şey var
Bir de hiç bir zaman kadına saygı duyulmayışı.Çok kolay görüldü,çok hor görülüyoruz be erkek
Erkek!!!
Uyudun mu
...
Keşke biraz duymuş olsaydın beni
Erkek!