1 Temmuz 2014 Salı

18 comments

Bu yolda yürünmez.Burası Bp Paris değil.

Günlerden bugün.Alışveriş yapmak gibi masum bir sebeple çıktım Bayrampaşa yollarına.Üstümde askılı mini bir elbise,ev kıyafetim aslında.Evde böyleyim,normalde daha bir seksiyim ya neyse.
Bebek emzirdiğim için benim cicikler azıcık büyümüş. Bir Nadide sultan değilim ,nadideyimdir ama sultan değilim.

Cicikler fazla mı zıplıyor lan diye göğüs çatalıma baktığım arada yan tarafımdan bir tükürük sesi işittim.Göz bebeklerim yavaşlatılmış lapayla tükürüğe endekslenmiş şekilde onunla birlikte yere yapıştı resmen.Kafamı kaldırıp salyanın sahibine baktığıomda kafasında dantelden örme fes gibi şey olan ,beyaz sakallı siyah kaşlı,elinde baston-u şerifi olan bir amca.

-Amca insan geçiyor,neden tükürüyorsun yahu
-Ben insan olmayana tükürüyorum
-Amca kendimden bahsediyorum
-Sen insan olsan ramazanda bu kılıkta milletin niyetini bozmazsın
-Milletin niyet koruyucusu sen misin amcacım,sen mi bozdun niyeti tövbe.Bir ayağın mezar mihenginde
-Görünme gözüme bak,niyetimi açtırdın.Fenalıklar yaptırma bana
-Amca allahını seversen bir fenalık yap bana.Yok yani yapamayacağına olmayan milyon dolarlarımla bahse girerim.
Sopay-ı şerif havalanır ve bağıra bağıra
-Vallahi kırarım kafanı deyyuz,yıkıl karşımdan orospu!
-Allah kabul etsin oruçlu ağzının niyetini.Ben senin elindeki sopayı alıp götüne somayı da bilirdim ya,sen şükret yaşına edepsiz herif
Arkamdan orospu diye bağırmalarına kulak tıkayıp ciciklerim ağzıma değecek kadar zıplayarak markete giriyorum. Bir an önce alışverişimi yapıp kendimi eve atmanın derdindeyim. yolda 3 kadın 7-8 çocuklu bir çingene tayfası görüyorum.Sırayla çöpleri kurcalıyor,çocuklar sümüklü,kirli paslı oyun oynaya oynaya bana geliyorlar.

En küçük olan çocuk masum masum poşetime bakıyor.Hiç dayanamam çocuklara ,netice de bende bir anneyim. İçinden çikolata çıkarıp veriyorum.Bu eylemimi gören arkada kalan çocuk sürüsü üstüme doğru koşmaya başlıyor. Allahım kaçsam mı diye etrafa bakıyorum,cidden kaçacağım çünkü o kadar çikolatam da yok hem içimden de gelmedi ne vermek ne var yani.

Kaçamayacağıma karar verince koşan çocuklara gülümseyerek ''maalesef çocuklar çikolatam yok ki ''diye sevimli sevimli gülümsüyorum.En büyüğü en başta koşuyor ve poşetin tekini tutup beni arkaya deviriyor.Küt diye göt üstü oturup ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.O çocukların poşetleri bir saçması vardı arkadaş.Elimden aldıkları gibi hurraaa.

Sizi annenize söyleyeceğim diye ağlayarak çingen annelerine bağırıyorum.''Çocuklarınızı alır mısnız''
Memesi diz kapaklarına değen teyze konuşuyor: ''Ne var çiggolata vereydin''
-Teyze yoktu
Saçlarını arkadan toplamış,papatya ağartmalı yelloz (çocuk değil,17 yaşında nereden baksan) yüzüme çemkiriyor.
-Yalancii icinden 2 tane daha çikmadi mi

50 liralık alışveriş ettim.Şu anda elimde gözyaşlarım var...Sebebi mi? Burası Bayrampaşa !

30 Haziran 2014 Pazartesi

14 comments

Vheyy herkes oturaklı oldu da ne oldu

Oturaklı ol ne demek? Biri bana açıklasın! Tam olarak ne isteniyor,ne bekleniyor ve daha da önemlisi kocam dışında herkes bana oturaklı olmamı neden tavsiye ediyor?

Ergen yaşlarındaydım.Babam ellerini beline dayadı 
-Oturaklı ol,sen kız çocuğusun dedi.(Çocuk kelimesi ve oturaklılık kelimesini aynı cümlede kullanan babamın ellerinden öpükler ,acil şifalar dilerim)

Yaş azıcık ilerledi annem aldı tarağı eline.Hunharca beynimi tararken her hücresine 
-Oturaklı ol 
diye fısıldadı.
*Bu kadar kitap okunur mu,mal mısın?Azıcık oturaklı ol,git yer sil,çamaşır as.
*Yoldaki seksekten zıplayan benim kızım olamaz,arkamdan yürü.Beni tanımıyormuş gibi yap.Oturaklı olamadın geri zekalı yavrum benim.
*Seni gören kız sancak,şu odanın haline bak.İt bağlasan durmaz .Sorumluluk al azıcık oturaklı ol.
*Az konuş biraz,gelen komşu kadınlar utandı ,seni dinlediler.oturaklı ol
*Luna parkta neymiş,çocuk muusn.Otur oturduğun yerde.
-Ay o gondolda bir bağırışı vardı Mehmet(babam) .Allah seni inandırsın götü çıktı götü. Bu kıza demiyor muyum ben oturaklı ol diye (bir de dese ne olur )
*Ne güldürüyorsun sülaleyi kendine,espri yapma demedim mi sana?Oturaklı ol demiyor muyum 40 defa 
*Utanmıyor musun komşu çocuklarıyla saklambaç oynamaya mahalle ortasında.Koşarken memelerin ağzına değiyor,izansız mısın kızım, sen oturaklı ol,evlenecek yaştasın.
*Koca kız oldun gittin Batuhanın bisikletini alıp mahalle mahalle gezdin değil mi.O koca götünle pedal çevirmektende utanmadın. Kızım ailemizi utandırma,birazcık oturaklı ol oturaklııı
Ay kim beğenip tenezzül edip alacak bu kızı bilmem.Bir salak bulup everseydik! 

Evlendim!

*Ben o kadar düğüne gittim senin gibi gelin görmedim.Utanmadın değil mi o masaya çıkıp koca gelinlikle oryantal yapmaya (utanmadım asdf)
*Senin kocanda manyak,tuttu çevirdi seni salonun ortasında.Götünü salondakiler ondan önce gördü.
Biiip yanlış! 

*Gelinlikle eğilip eğilip davulcunun üstünden atılan paraları bir toplaması vardı Neriman(almayadaki halam olur N) Sandım ki açıcak gelin kesesinin içine atacak.Ay davulcuya terbiyesizlik olmasın diye topladıklarını eline vermeye çalışıyor.Millet para saçıyor bizimki koca gelinlikle topluyor.Bir edepli kendisi ya,para atanlar terbiyesizmiş.
(He gülo he bir siz her boku biliyorsunuz he!)

Ben bu yazıyı neden yazdım a dost?

Diyarbakırda askerlik yapan kardeşimle telefon görüşmemiz
-Abla bana o fışkıran zekanla bir yol göster,askerden döndüğümde dünya turuna çıkacak parayı kazanmış olayım çok sıkıldım.
-Nasıl bir iş olsun ablam
-Böyle erkeklere yönelik olsun,basit olsun ve maliyetiz az olsun
-Buldummm .Sana buradan şöyle iyi bir şişme kadın alırım onu pazarlarsın askerlere olur mu.Hem sende abazalıktan kırılıyorsundur.Poşeti sen aç bebeimm.Bak bu kıyağımı da unutma,döndüğünde köşe olcan köşe
-Abla
-Efendim
Kahkahalar
-Ah be ablacım biraz oturaklı olsan!

Yetherrr kardeşim bile diyo ,o benden küçük diyemez yether!





29 Haziran 2014 Pazar

10 comments

Erkek elden gider mi?

Annemin siyah,beyaz ve ten rengi 3 adet südyeni ve 4-5 tanede pazardan alma külodu var.
Parfümü sadece özel misafirliklerinde kullanır.
Oje ya da makyaj yalnızca düğünler için vardır onun için.
Sunumu güzel yemekleri güne gelen kadınlar yemişlerdir, bize nasip olmadı.
Dünyanın hiç bir ülkesini görmedi babamla elele. Sebebi bizim için para biriktirmek,okutmak filandı.
Ayak tırnağı tam 7 senedir mantarlı çünkü önemli görmüyordu,kim görece ki?
Kıllarını ayda bir kere alır yada almaz.
Kremi yalnızca yüzüne sürer.
Babamla karşılılık şarap içmez,su içer,ne gerek vardır ki
Ucu kaçmış tül çorabını bir ay daha kullanır.İsrafa karşılıktır bunun adı ve ben buna karşı geldiğimde gözlerini büyütüp ''kim görecek ki''savunmasına girişir.

İlk renkli çamaşırımı aldığımda yaşım 17 idi.Pazardan alıp gelmiştim ve annem orospu olup olmayacağımı anlamaya çalışır gözlerle bakıp ,telefonumdaki kızlarda dahil tüm numaraları çevirip erkek sesi aramıştı. Renkli çamaşır için bir sebep aramıştı.

Yemek yapmayı da sunmayı da manyak şekilde sevdim hep. İçimde bir geyşa vardı ama annemin mutfağı okiato(geyşaların okulu;) değildi. Makarna bile yapsam 50 defa mutfağa gelip söylenmesi hem kendime güvenimi aldı hem de yapma isteğimi kaçırdı. Benim kullandığım  kadar malzemeyi kullanarak 3 çeşit yemek yapıyormuş da,makarna neymişte bla bla.Babamda yapılan yemeğe eline sağlık bile demeyen bir adam olduğundan baba evimde yumurta bile kırmadım. Annemin yaptığı bulamaçları babamın nasıl yediğini gördükçe anneme hak verdim. Gerek yoktu özenmeye,bu adamın karnı doysun yeter.

Kıllarıma iki buçuk milyar verip lazer yaptırdım. Babam Darvin teorisinin ortalarında kalan bir tür.Yani yarı maymun yarı insan ve ben ne yazık ki onun kopyası. Ha bir de kılların sıklığı yetmiyormuş gibi jiletle kazıya kazıya kıl köklerimi 90 yıllık çınarın köküne çevirmeyi becerdim.

Halt ettim arkadaş.Kök benim değil mi? Kalınlaştırdığım gibi kökünü de kuruttum işte daha ne?Neyse işte

İnsanlardan ve en fazlada annemden duydum erkekleri elde tutma yollarını.Erkeklere hep kaçacak gözüyle bakma nedenim de buydu sanırım. Önüme gelen yol yöntem gösteriyor ama bunları konuşanlar hep aynı tip.Yani annem versiyonları...Yani türk kadının genel profili.

Ben hiç bir erkeği elde etmekte de zorlanmadım,kimseyi elden kaçırmaktan da korkmadım.Korkmaya gerek yok ki aklını kullanman yeterli.

-Seksi iç çamaşırı giymelisin,çünkü tüm kadınlarda aynı organ var.Farkını çamaşırla yaratacaksın bir yerde...
-Güzel korkmalısın ki dışarıda it gibi kokan hanzo dayılardan farkın olsun.Adam senin yanında huzurlu hissetsin kendini. Ekşimiğe sarılıyor gibi değil.((Sakın ben parfüm sürmesem de komam deme!Diyenlerin hepsi turşu oldu))
-Kıllarını alacaksın yahu,kadınsın sen k-a-d-ı-n! Adam elini bacağına attığında ,dayısının bacağındaymışcasına hissetmemeli.Hissederse bu senin ayıbın.
-O beni her halimle seviyor fiyaskosunu geç güzelim.O senin en iyi hallerin için senle,unutma.
-Sararmış sudyenle sevişmeye devam eden kadınlar,kadınlarımız.Cicikleriniz süpermiş gibi bir de sudyenleriniz kalitesiz ya,paçalardan sarkıklık akıyor...

Aslında bu yazının bir de testesteron kokulu olanı var ama onu ramazan ramazan yazmayayım.Az mide bulandırmadım .Sevgiler ,saygılar,öpüklemeler...

28 Haziran 2014 Cumartesi

10 comments

Dövmeden öğretmek farzdır !

Yaşın 12 ya da 13.Gene böyle bir razaman ayı ama kışa denk gelmiş ve benim çocukluğuma.Orta okuldaki din öğretmeni sıradan herkese duaları söylettiriyor.Ben gene kitap okumaktan dua mua öğrenmedim.Zaten annem türkçesini bilmeden arapça zırvalıklarla beynini doldurma demişti bana. Babamsa islamiyetin şartlarını ezberlerken karşısında gülümseyerek ''önce insan olmayı öğrenmelisin''demişti.

Babam bana çok gülümsemedi.Hayatta sayılı gülümsemelerinden biri buydu ve söylediği kelimelerde bunlardı.
Önce insan olmayı öğrenmek...
Hayvan mıyım lan ben ? dedirtiyor çocuksan ve beynin fındık kadarsa...

Sınıftaki tüm kerkenezler şakır şakır duaları öterken  sıra bana geldi.Dizlerim titreye titreye,ellerim terleye terleye ''ezberlemedim öğretmenim''
-Neden demedi,nasıl demedi,zaman vermedi...Gelip saçımdan tuttu ve sıraya gümmmp diye geçirdi kafamı adımı kazıdığım tahta sıraya.
Alnımın çatını tutup gözlerim dolarak kafamı kaldırdığımda sorgular gözlerle baktım herifin gözlerine.Çünkü tek bakabildiğim yer gözleriydi 40 kişilik sınıfta.Kırılan gururum yüzünden etrafa bakabilecek insanlığım almamıştı.Babam insan olmayı öğren demişti ve sanırım ben bunu becerememiştim.

Sınıfa dönen öğretmen beni örnek göstererek bunun gibi imansız,çapsız karşıma gelmeyin diye bağırdığında zil çaldı.

Çantamı alıp okuldan çıkmaya çalıştım ama lanet demir kapının önüne dikilen öğrenci çıkarmadı beni.Onurum kırıldığından sınıfa geride dönemedim.2 ders arka bahçede sessiz sessiz ağladım.Yanıma kimse gelmedi.Hiç bir arkadaşım,hiç bir öğretmenim ve bunu öğretmenin söylediği şeye yorumladım. Sanırım o Arapça şeysini öğrenseydim böyle bir ruha sahip olmazdım.
Eve gittiğimde annem alnımı görüp sarılıp ağladı.Düştüm sandı ve ben öğretmenin dövdüğünü söyleyemedim.Söylesem ne değişirdi inan bilmiyorum. Çünkü benim dönemimdeki öğretmenlerin dayak atması gayet normaldi. Okulumda dayat atmayan öğretmen olmadığı gibi dayak yemeyen öğrenci de yoktu.Kiminin saçı toplanmamış diye,kiminin tırnağı uzun...Benim en büyük öğretmenimin babam olduğunu söylerdi annem o bile beni döverdi :)

İnsan olmayı öğreten herkes döverdi anlayacağın...Bense insan nasıl olunursa bir an önce olmayı mümkün olduğunca hızlı tamamlamak istiyordum.
Yıllar geçti...Ben bir deistim...(sadece Allaha inanan ve tüm dinlere saygı duyan inanç türü.Hiç bir yaptırımı yoktur.Her peygamberi ve dini kabullenir.Aşırı hümanisttir :)

Ben hala Ramazanları seviyorum ya...
O öğretmeni yıllar sonra gördüm bu arada. İnanmayacasın ama gene bir ramazandı.Yüzüme derin derin batı ,sanırım tanımaya çalışıyordu.Belediye otobüsündeydik. Hızlı hızlı yanına gidip 
-Hey sen ,devlet memuru dedim.
Sinirli sinirli yüzüme bakar gibi olup sonra yüzünü yere eğdi.Sanırım yaptığı şeyi de beni de hatırladı.
Utandı mı...Sanmam ama utanmalıydı :)

Öyle işte cicoş.bu da böyle bir yazı.Öpüklendin insanca (: 


27 Haziran 2014 Cuma

16 comments

Dengesiz komşum ve fantazileri

Sikicem şu Bayrampaşanın kağıt kadar ince yapılmış duvarlı apartmanlarını.Zaten sıcakta sabahtan beri sinekler tarafından taciz ediliyorum o da yetmiyor karşı komşumun fantazilerinin sesi geliyor. Bebeğimi yatırmak için gittiğim yatak odasının balkon kapısını araladım çünkü bebeğim pişmişti.yüzüme esen rüzgar pek bir hoşuma gittiğinden kapının önüne oturup iki dakika soluklanmak istedim.

Yan taraftaki kara sineğe benzer adamın sesini duyana kadar havam süperdi aslında.
Komşu adam:Sen balkon demirlerinden tut,dön arkanı
Komşu karısı:Plaza kaşarının yatak odasıda bu oda hayatımm
Komşu adam:Bırak ya,o zaten yürüyen cenaze gibi.Duysa da anlamaz!
Bunu duyan ben dayanamayıp çat diye balkon kapısını kapadım.Adam eşek sikicilikten insan tipini unutmuş.Bana yürüyen cenaze diyene de bak ya.

Çocuğuda uyandırdım o hışımla.
PS: Keşke kapıyı çarpmasaydım da o çürük demirlerde sevişmeye kalıp ikisi de aşağı uçsaydı...
Ps 2: Daha dün karıyı holün camından geçirip,duvardaki çiviyi karının kafasıyla çakıyordu.Yaptığı resmi siken ressamdan farksızın Musti beyi.
Ay karısı bir de böcük diyo buna.Hamam böcüü.
11 comments

Kitapsız Plaza Kaşarı

Selam bıngıldağını yediğim;
Hani benim bir kitap olayım vardı (alis ve ktog bilir)bilmeyenler içinde küçük açıklamam şu ki ben iletişim fakültesini bitirmiş hemi de gazetecilik bölümünden diplomayı sokmalığına almış bir embesilim. Bu fakültelerden mezun olanlar embesil mi oluyor genel olarak.Hayır tabi ki bak mesela Ahmet Kural benim dönem arkadaşım asdfg.Anlayacağın o da bir Selçuk İletişim mezunu :/

Neyse

Gazeteciliği bitirdikten bölümün karizmasını cebime koydum,düştüm iş arama yollarına. Ulusal kanalların güvenliklerinden geçemezken yerel kanalların genel müdürlerinin özel odalarına davet ediliyorsun kadın başına asdfg.

İçime kaçan polyanna dedi ki,sen bir şekilde başaracaksın Plaza Kaşarı.yılma kıııızz (;
Yazarlıktan başlamalı diye bir rota belirleyip,bir roman yazdım.Hatırı sayılır 2 yayın evinin editörleriyle başladım görüşmeler yapmaya.

O... yayın evinde çalışan Editör arkadaşım A... romanın çok tatlı olduğunu,ilgilendiklerini ve sonunun değiştirilmesi gerektiğini yazınca Olleyy dedim,uçtum,geri kondum ve sonunu değiştirdim.Geri dönüş olarak yayın evi yayın dönemine almadı Plaza kaşarı dedi.Öyle ince şekilde illetti ki bunu kadının ağzını öpesim gelerek ''olsun canım,senin canın saolsun''dedim .asdfgh

İ... yayın evinin editörü A.. ise telefon numarasını vererek editörüm olmak istediğini söyledi.Hemen taslağı yolladım tabi bende.İlk sayfalardan gideri var görünüyor edasını takınarak başladı muhabbete.Sevindirik oldum tabi,kim olmaz?

4 ay kadar muhabbet ettik A... ile.Akşam saat 11 gibi telefonda kocamın yanında arayınca gözlerim pörtledi tabi,oha lan diye.Çünkü evli olmamla ilgili hiç bir muhabbet geçmemişti.Tek konuşulan kitaplar,yayın süreci,kitabım filan. Hayırdır A... neden aradın dediğimde ''öylesine''dedi.Yüzüm bir al oldu bir mor.Anladım ki benimla muhabbeti kitap için değil.

Ben evliyim A... hatta çocukluyum öylesine bu saatlerde hiçte konuşacak biri değilim dedim. Sonra kitabımı okuyup beğendi ve azıcık değiştirmek gerek diye biraz daha muhabbet süreci devam etti.Bana değiştirmem gereken bölümleri söylemesini isteyecekken telefonlarıma bakmamaya başladı ve sonra kara listeye aldı.

Çüşşş dediğini der gibiyim.Demesende senin canın sağolsun çünkü ben bir öküze denilmeyecek kadar Çüşşş dedim A...ya.Her telefonumu cevaplamadığında ecdadından girdim her twite cevap vermediğinde dünyasından küfürle çıktım.

Çalışmak istemiyor olabilirsin  arkadaş ama yazardan uzaklaşma yöntemin bu mudur? Ne kadar profesyonelce bir yöntem değil mi gavatın ki asdfg
Neyse...

Okuyucuya has soru : Ben A... ya vereydim o kitap çıkar mıydı çıkmaz mıydı asdf

Neyse işte ben eninde sonunda amaca ulaşıcam yok öyle pes etme yağması.Ama hiçte kolay olmayacak,verebileceklerim belirli....Neyse işte..Bu da böyle bir yazıydı.Okudun haltettin.
Sevgiler..

26 Haziran 2014 Perşembe

14 comments

En azından farkındayım

Bayrampaşada oturmanın en iğrenç tarafıda eğitim düzeyi çok düşük insanlarla aynı mahalleyi,aynı apartmanı hatta kapı komşuluğunu paylaşmaktır. Bir beyoğlu bir cihangir bir bostancı bir kadıköy değil. Sabahtan beri bebeğimi uyutma çalışmalarım alt komşum yüzünden boşa çıkınca ''yether arthık .Bende mahalle karısı gibhi yolarım ha''versiyonuna atlayarak ayağıma terlikleri geçirdiğim gibi alt kattaki dairenin kapısına dayandım.Sabah 7den beri cır cır bağıran 3 minnak erkek çocuğu var ve yemin ediyorum bu bebelere kalsa gene feminist olurum neyse...

Kapıyı çıkan minnak çocuğun üstü başı kan ,eli çükünde ağlayarak açtı kapıyı.Bismillah dedim,nluos lan!
Arkadan sırıtarak gelen anası(komşum) -Gel komşum gel,oğlanları kestirdiğimi mi duydun diyerek kapıyı araladı.Ayyy bir utandım bir utandım.Meğer can acısından bağırışıyormuş veletler.

Kapıda öyle kalakalıp ''seni yolmaya gelmiştim komşucum ama madem oğlanların çükleri gitmiş ,neyse''diyemediğimden içeri gireyim 5 dakika dedim.
Annem girmez olsaydım.Hay iyi niyetime giden kanalları ibrik ibrik kazıyayım ben.Salon koltuğuna oturmamla birlikte kapıyı açan çocuk ağlayarak yanımıza gelip ''öhh al bakk''diye açıverdi kanlı çükünü.Ay kıpkırmızı oldum,kulaklarımdan bir alev çıkıyor ki sorma.

Çocuktur yha diyerek bozmadım.Ağzıma gelen kelimeleri yutup gülümseyerek ''tebrik ederim''dedim.Çocukta aynı şoka girmiş olacak ki sarkık dudaklarından salyalar akarak bana bakıyordu.
''Aaa ne terbiyesizsin Haşmet'' diye diğer çocuğun ense köküne geçiren komşu karısı ,sırıtarak bekle bekle dedi.Ben o sıralarda mala bağladım sanırım,bir şey beklemem lazım diyerek bakınıyorum civara.

Haşmet çocuğuda gelip(adı haşmet değil bu arada ,unuttuğundan uyduruk bir isim o) gömleğini kaldırınca kadın oğullarım artık tam erkek diyerek elindeki 6 aylık bebeğin çükünü de gözüme soktu.Daha fazla dayanamayıp ''Hayırlı olsun erkekleriniz''diyerek ağlayan erkek çocuklarının sesini arkamda bırakarak çıktım merdivenleri.

Karşı komşum kızı Aleynayı duvardan duvara çarpıyordu kapıma evin anahtarını soktuğumda.Tek duyulan ''Anne vallahi o tableti okul verdi,kimse almadı''idi.
Yazık,okullarda dağıtılan tableti birilerinin aldığını düşünmüş olmalı karşımdaki enthel anne.Neyse ...Anlayacağın tımarhane gibi bir apartmanda yaşıyorum,gerçi bende pek akıllı sayılmam bana müstehak.